İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Adli Sicil Kaydı Nedir? Sicile ve Arşive İşlenen Kayıtlar

20.07.2024
7.239
Adli Sicil Kaydı Nedir? Sicile ve Arşive İşlenen Kayıtlar

Birçok kişi adli sicil kaydı kavramıyla ancak iş başvurusu sırasında ya da resmi bir belge gerektiğinde karşılaşır. Oysa bu kayıtlar, ceza yargılamasının kişi üzerindeki uzun vadeli etkilerinden biridir ve günlük hayatı doğrudan etkileyebilir.

Özellikle kurumsal firmalar ve kamu kurumları, belirli pozisyonlar için adli sicil kaydı talep edebilir. Güven ilişkisine dayalı mesleklerde bu kayıtlar daha da önem kazanır. Bankacılık, eğitim, güvenlik ve kamu hizmeti gibi alanlarda sicil kaydı çoğu zaman değerlendirme kriterlerinden biridir.

Yurt dışına çıkış, vize başvuruları ve oturma izni süreçlerinde de adli sicil kaydı gündeme gelebilir. Bazı ülkeler, belirli suçlardan mahkûmiyet bulunup bulunmadığını sorgular. Bu nedenle geçmişte verilmiş bir ceza kararı, kişi farkında olmasa bile yıllar sonra karşısına çıkabilir.

Toplumda “sabıka kaydı” olarak bilinen kavram çoğu zaman abartılı bir algıyla değerlendirilir. Her adli sicil kaydı kişinin hayatını karartan bir durum değildir. Ancak hangi kayıtların yer aldığı ve bu kayıtların hukuki sonucu doğru bilinmelidir.

Ceza yargılamasının etkisi yalnızca verilen ceza ile sınırlı değildir. Mahkûmiyet kararlarının resmi kayıtlara yansıması, bazı hak ve imkânları etkileyebilir. Bu nedenle adli sicil meselesi yalnızca hukuki değil, aynı zamanda pratik bir konudur.

Adli Sicil Kaydı (Sabıka Kaydı) Nedir?

Adli sicil kaydı, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bilgilerin devlet tarafından resmi olarak tutulduğu kayıt sistemidir. Bu sistemin hukuki dayanağı 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’dur.

Halk arasında yaygın biçimde kullanılan “sabıka kaydı” ifadesi, teknik olarak adli sicil kaydını ifade eder. Hukuki metinlerde esas kavram adli sicildir.

Adli sicil kaydının temel özelliği, yalnızca kesinleşmiş kararların işlenmesidir. Hakkında soruşturma bulunan, yargılaması devam eden ya da henüz kesinleşmemiş kararları olan kişiler için adli sicil kaydı oluşmaz.

Bir mahkeme kararının adli sicile işlenebilmesi için kanun yollarının tamamlanması ve kararın kesinleşmesi gerekir. İstinaf veya temyiz sürecindeki kararlar doğrudan sicile geçmez.

Bu sistemin amacı, ceza yargılaması sonucunda verilen ve hukuken kesinlik kazanan yaptırımların kayıt altına alınmasıdır. Adli sicil kaydı bir “fişleme sistemi” değildir; hukuki sonuç doğuran kararların resmi kaydıdır.

Adli sicil kayıtları Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından tutulur. Kayıtların tutulması ve paylaşılması kanunla sıkı biçimde düzenlenmiştir.

Adli Sicil Kaydına Hangi Kararlar İşlenir?

Her ceza davası adli sicil kaydına yansımaz. Sicile işlenen kayıtlar kanunda açık biçimde belirlenmiştir. Temel ölçüt, kesinleşmiş mahkûmiyet ve güvenlik tedbirleridir.

Hapis cezaları adli sicil kaydına işlenir. Ceza ertelenmiş olsa dahi karar kesinleştiğinde sicil kaydı oluşur. Ancak infazın tamamlanması ve sürelerin dolması sonrasında kayıt arşiv aşamasına geçebilir.

Adli para cezaları da belirli şartlarda sicile işlenir. Özellikle doğrudan hükmedilen adli para cezaları bu kapsamdadır.

Güvenlik tedbirleri de adli sicil kayıtları arasında yer alabilir. Belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma gibi kararlar buna örnektir.

Yabancı mahkemeler tarafından verilen ve Türkiye’de tanınan bazı mahkûmiyet kararları da sicile işlenebilir. Ancak bu durum belirli prosedürlere bağlıdır.

Burada tekrar vurgulanması gereken nokta, kesinleşme şartıdır. Karar kesinleşmeden adli sicil kaydı oluşmaz.

Uygulamada kişiler çoğu zaman “dava açıldı, sicilime işler mi?” sorusunu sorar. Dava açılması ya da yargılama yapılması tek başına sicil kaydı doğurmaz. Sicil kaydı, ancak yargılama sonunda verilen ve kesinleşen mahkûmiyetlerle oluşur.

Hangi Kararlar Adli Sicil Kaydına İşlenmez?

Adli sicil kaydı konusunda en yaygın yanlışlardan biri, ceza yargılamasına konu olan her kararın sicile işlendiği düşüncesidir. Oysa kanun, hangi kayıtların sicile geçeceğini açık biçimde sınırlandırmıştır. Bu sınırlar bilinmeden yapılan yorumlar gereksiz endişeye yol açabilir.

Beraat kararları adli sicil kaydına işlenmez. Kişi hakkında yargılama yapılmış ve suçsuz bulunmuşsa, bu kararın sicile yansıması söz konusu değildir. Beraat, hukuken kişinin suç işlemediğinin tespiti anlamına gelir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar (KYOK) da sicile işlenmez. Savcılık tarafından verilen bu kararlar, yeterli şüphe bulunmadığı anlamına gelir ve mahkûmiyet niteliği taşımaz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları da adli sicil kaydına işlenmez. HAGB’de mahkeme mahkûmiyet hükmü kurar ancak bunu açıklamaz. Kişi denetim süresini sorunsuz geçirirse hüküm ortadan kalkar.

Uygulamada en sık karıştırılan konu HAGB’dir. HAGB kararı adli sicil kaydında görünmez. Ancak bu karar sistem içinde tamamen yok sayılmaz; belirli kayıt sistemlerinde tutulur. Bu durum çoğu zaman “gizli sabıka” gibi yanlış ifadelerle anlatılır. Oysa hukuki karşılığı farklıdır.

Disiplin cezaları da adli sicil kaydına işlenmez. Memur disiplin cezaları veya idari yaptırımlar ceza mahkûmiyeti niteliğinde değildir.

Soruşturma aşamasındaki işlemler, gözaltı kararları, ifade alma işlemleri veya devam eden davalar da sicile işlenmez. Adli sicil kaydı yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyetlere dayanır.

Bu ayrımların bilinmesi önemlidir. Çünkü birçok kişi hakkında beraat ettiği bir dosyanın siciline işlediğini düşünerek gereksiz kaygı yaşar. Hukuken böyle bir durum söz konusu değildir.

HAGB Kararları Sicil ve Arşiv Sisteminde Nasıl Yer Alır?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), ceza hukukunda özel bir kurumdur. Bu karar verildiğinde kişi hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş olsa bile hüküm açıklanmaz ve sonuç doğurmaz.

HAGB kararları adli sicil belgesinde görünmez. Kişi e-Devlet üzerinden aldığı sabıka kaydında bu kararı görmez. Bu yönüyle HAGB, mahkûmiyet kararlarından ayrılır.

Ancak HAGB kararları tamamen kayıtsız değildir. Bu kararlar Adli Sicil Kanunu kapsamında ayrı bir sistemde tutulur. Amaç, denetim süresi içinde tekrar suç işlenip işlenmediğinin takip edilmesidir.

Denetim süresi sorunsuz tamamlandığında HAGB kararı ortadan kalkar ve hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda adli sicil kaydı oluşmaz.

HAGB kararları özel sektör işverenleri tarafından görülemez. Standart adli sicil belgesinde yer almaz. Ancak mahkemeler ve savcılıklar belirli durumlarda bu kayıtlara erişebilir.

Bu nedenle HAGB kararının sicile işlediği yönündeki yaygın kanaat doğru değildir. HAGB, mahkûmiyetin ertelenmesi değil, açıklanmasının geri bırakılmasıdır.

Adli Sicil Kaydının Arşiv Kaydına Alınması Ne Demektir?

Adli sicil sistemi yalnızca kayıt oluşturmakla sınırlı değildir; kayıtların zaman içinde statüsünü değiştiren bir yapıya da sahiptir. Bu sistemde en çok merak edilen konulardan biri sicil kaydının arşive alınmasıdır.

Arşiv kaydı çoğu zaman “silinmiş sabıka” olarak düşünülür. Oysa hukuken arşive alınma, kaydın tamamen yok edilmesi anlamına gelmez. Arşive alınma, kaydın aktif adli sicil görünümünden çıkarılması ve sınırlı erişime sahip bir kayıt statüsüne geçirilmesidir.

Başka bir ifadeyle kayıt sistemden silinmez; yalnızca herkes tarafından görülebilen adli sicil kaydı olmaktan çıkar.

Bu sistemin amacı, infazı tamamlanmış ve hukuki sonuçları büyük ölçüde sona ermiş mahkûmiyetlerin kişinin sosyal ve mesleki hayatını süresiz etkilemesini önlemektir.

Adli Sicil Kaydı Hangi Durumlarda Arşive Alınır?

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca belirli şartların gerçekleşmesi halinde kayıtlar arşiv statüsüne geçirilir.

Temel şart cezanın infazının tamamlanmasıdır. Hapis cezasının çekilmiş olması, adli para cezasının ödenmesi veya cezanın hukuken sona ermiş olması gerekir.

İnfaz tamamlandıktan sonra kanunda öngörülen sürelerin geçmesi aranır. Bu süreler cezanın türüne ve niteliğine göre değişebilir.

Ayrıca kişinin ölümü halinde kayıtlar doğrudan arşiv statüsüne alınır.

Mahkûmiyetin infaz edilmiş olması ve kanuni koşulların oluşması arşive alınmanın temelini oluşturur.

Arşiv Kaydına Alınmak Günlük Hayatta Ne Anlama Gelir?

Arşiv statüsüne alınan kayıtlar, standart adli sicil belgesinde görünmez. Kişi e-Devlet üzerinden aldığı adli sicil kaydında bu bilgileri görmez.

Bu durum özellikle iş başvuruları açısından önemlidir. Özel sektör işverenleri yalnızca aktif adli sicil kayıtlarını görebilir.

Arşiv kaydına alınmış bir mahkûmiyet, günlük hayatta çoğu durumda doğrudan engel oluşturmaz.

Ancak bu kayıtlar hukuken tamamen yok olmuş sayılmaz. Devlet kayıt sistemi içinde korunmaya devam eder.

Bu nedenle arşiv kaydı, hukuki anlamda bir silinme değil, görünürlüğün sınırlandırılmasıdır.

Arşiv Kayıtlarını Kimler Görebilir?

Arşiv kayıtları herkes tarafından görülebilen kayıtlar değildir. Erişim kanunla sınırlandırılmıştır.

Özel sektör işverenleri ve üçüncü kişiler arşiv kayıtlarına erişemez.

Mahkemeler ve savcılıklar, yürüttükleri soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında bu kayıtlara ulaşabilir.

Bazı kamu görevleri ve güvenlik soruşturmaları kapsamında da arşiv kayıtları incelenebilir. Devletin güvenlik hassasiyeti bulunan kadrolarında bu denetim mümkündür.

Kişinin kendisi ise arşiv kayıtlı belge talep ederek bu bilgilere erişebilir.

Dolayısıyla arşiv kaydı gizli bir kayıt değildir; ancak erişimi sınırlı bir kayıttır.

Arşiv Kaydı Tamamen Silinebilir mi?

Arşiv kaydının tamamen sistemden çıkarılması, arşive alınmadan farklı bir hukuki süreçtir. Bu işlem yalnızca kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mümkündür.

Temel ölçütlerden biri, mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının tamamen sona ermiş olmasıdır. Memuriyete engel hâller, meslek yasakları veya seçilme yeterliliğine ilişkin kısıtlamalar ortadan kalkmalıdır.

Ayrıca kanunda belirtilen sürelerin dolması gerekir. Bu süreler cezanın türüne göre değişir ve infazın tamamlanmasından sonra işlemeye başlar.

Arşiv kayıtlarının tamamen çıkarılması çoğu durumda kişinin başvurusu üzerine değerlendirilir. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, somut olayın koşullarına göre inceleme yapar.

Her arşiv kaydı otomatik olarak silinmez. Bazı mahkûmiyetler bakımından kayıtlar uzun süre arşivde kalabilir.

Bu nedenle arşiv kaydının tamamen silinmesi teknik ve hukuki değerlendirme gerektirir. Süreler ve şartlar her dosyada ayrı ayrı ele alınır.

Arşiv kaydı bulunan kişilerin durumlarını bireysel olarak değerlendirmesi ve gerekirse hukuki destek alması yerinde olur.

Adli Sicil Kaydı ve Arşiv Kayıtlı Belge Nasıl Alınır?

Adli sicil kaydı almak günümüzde oldukça kolaydır. Ancak hangi belgenin talep edildiği ve belgenin ne içerdiği çoğu zaman karıştırılır. Uygulamada iki farklı belge türü söz konusudur: standart adli sicil belgesi ve arşiv kayıtlı adli sicil belgesi.

En yaygın yöntem e-Devlet üzerinden belge almaktır. Kişi, Adli Sicil Kaydı sorgulama hizmeti aracılığıyla birkaç dakika içinde belgesini oluşturabilir. Bu belge resmi niteliktedir ve birçok kurum tarafından kabul edilir.

Adliyelerden fiziki başvuru yoluyla da adli sicil kaydı alınabilir. Kimlik ibrazı yeterlidir. Yurt dışında bulunan kişiler ise konsolosluklar aracılığıyla başvuru yapabilir.

Burada önemli olan, hangi belge türünün talep edildiğidir.

Standart adli sicil belgesi yalnızca aktif sicil kayıtlarını gösterir. Arşive alınmış kayıtlar bu belgede görünmez.

Arşiv kayıtlı adli sicil belgesi ise hem aktif sicil hem de arşiv kayıtlarını içerebilir. Bu belge genellikle mahkemeler, savcılıklar veya bazı kamu kurumları tarafından talep edilir.

Birçok kişi iş başvurusu için arşiv kayıtlı belge alması gerektiğini düşünür. Oysa özel sektör işverenleri çoğu zaman standart adli sicil belgesi ister. Arşiv kayıtlı belge talebi istisnai durumlarda gündeme gelir.

Belge alınırken başvuru amacının doğru seçilmesi önemlidir. Sistem, belge türünü bu amaca göre düzenler.

Yanlış belge türü seçilmesi gereksiz bilgi paylaşımına yol açabilir. Bu nedenle başvuru sırasında dikkatli olunmalıdır.

Adli Sicil Kaydı İş ve Özel Hayatı Nasıl Etkiler?

Adli sicil kaydı, kişinin sosyal ve mesleki hayatını etkileyebilecek resmi bir kayıttır. Ancak etkisinin kapsamı çoğu zaman yanlış bilinir.

Özel sektörde birçok işveren adli sicil kaydı talep eder. Ama her kayıt işe engel oluşturmaz. İşverenler genellikle pozisyonla ilgili suçlara odaklanır. Örneğin finans sektöründe güvene dayalı suçlar daha hassas değerlendirilir.

Kamu görevine girişte adli sicil kaydı daha büyük önem taşır. Bazı mahkûmiyetler kanunen memuriyete engel oluşturabilir. Bu değerlendirme mevzuata göre yapılır.

Güvenlik soruşturmaları ise ayrı bir alan oluşturur. Bu süreçte yalnızca aktif sicil değil, bazı durumlarda arşiv kayıtları da incelenebilir. Özellikle güvenlik ve kamu düzeniyle ilgili görevlerde bu inceleme daha kapsamlıdır.

Özel hayatta ise adli sicil kaydının etkisi sınırlıdır. Kişinin sosyal ilişkileri üzerinde doğrudan bir hukuki sonuç doğurmaz. Ancak bazı uluslararası işlemlerde (vize, oturma izni gibi) kayıtlar değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, her adli sicil kaydının kişinin hayatını otomatik olarak olumsuz etkilemediğinin bilinmesidir. Kayıtların niteliği ve güncelliği belirleyicidir.

Arşiv kaydına alınmış mahkûmiyetlerin ise günlük hayata etkisi çoğu zaman sınırlıdır. Çünkü bu kayıtlar herkes tarafından görülemez.

Adli sicil kaydı bulunan kişilerin durumlarını somut olaylarına göre değerlendirmesi ve gerekirse hukuki destek alması yerinde olur.

Adli Sicil Kaydını Doğru Bilmek Hak Kaybını Önler

Adli sicil kayıtları çoğu zaman kulaktan dolma bilgilerle değerlendirilir. “Sabıkası olan iş bulamaz”, “sicile işlenen kayıt ömür boyu silinmez” gibi ifadeler toplumda yaygındır. Oysa ceza hukuku sistemi bu kadar katı değildir ve her kayıt aynı sonucu doğurmaz.

Önemli olan, adli sicil kaydının içeriğini, hukuki sonuçlarını ve zaman içindeki değişimini doğru anlamaktır. Sicil kaydı, arşiv kaydı ve tamamen silinme kavramları birbirinden farklıdır. Bu fark bilinmeden yapılan yorumlar kişiyi gereksiz endişeye sürükleyebilir.

Bir mahkûmiyet kararı hayatın geri kalanını otomatik olarak belirlemez. Hukuk sistemi, cezanın infaz edilmesi ve belirli sürelerin geçmesi sonrasında kişiye yeni bir sayfa açma imkânı tanır. Arşiv sistemi de bu yaklaşımın bir parçasıdır.

Uygulamada birçok kişi sicil kaydı nedeniyle hak kaybı yaşayacağını düşünürken, gerçekte durum daha farklı olabilir. Kayıtların niteliği, tarihi ve hukuki durumu belirleyici olur.

Adli sicil kaydı teknik bir konudur ve her dosya kendi içinde değerlendirilmelidir. Özellikle arşiv kaydı bulunan kişiler için hukuki durumun somut olarak incelenmesi önem taşır.

Doğru bilgiye dayanarak hareket etmek, çoğu zaman en güçlü adımdır. Ceza yargılamasının kayıt sistemini anlamak, kişinin geleceğini planlarken daha sağlıklı kararlar vermesini sağlar.

Av. Ramazan Sertan Safsöz

5/5 - (1 vote)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1